Yaklaşımım

Bir hikâyeyi yazmadan önce, o mekânda yaşarım.

Bu sayfa bir vaat listesi değil. Sekiz yıldır kendi otelimi işletirken öğrendiklerimin, akademik geçmişimin ve bugüne kadar tamamladığım beş projenin bana öğrettiği beş ilke.

Raziye Kaya, dizüstü bilgisayarında otel hikâyesi üzerine çalışırken
01

Önce otelciyim, sonra anlatıcı

Sekiz yıldır Alaçatı'da aile işletmemiz Kaktüshan Butik Otel'i ben işletiyorum. Bir odanın nasıl doldurulduğunu, bir misafirin neden geri geldiğini masa başında değil, resepsiyonda öğrendim. Yazdığım her satırın arkasında bu deneyim var.

02

Hikâye, pazarlamadan önce dinlemektir

Benim için hikâye bir pazarlama aracı değil, mekânın ruhuna açılan bir kapı. Bu yüzden her projeye yavaşça yaklaşırım: otelin duvarlarını, ışığını, sessizliğini önce dinlerim, kelimeleri ancak o zaman kurarım.

03

Ölçülmeyen hikâye, hikâye değildir

Kaktüshan'ın hikâyesini kendi elimle yazıp QR koda bağladığımda 19 günde 381 etkileşim aldık. O günden beri her projeyi aynı ciddiyetle ölçüyorum; "güzel görünen" ile "işe yarayan" arasındaki fark, benim için bu sayılarda saklı.

04

Akademik bir bakışla yazarım

İstanbul Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı okudum; çift anadalım Tarih Öncesi Arkeolojisi, yandalım Sanat Tarihi. Hacettepe'deki yüksek lisans tezimi Anadolu gezi edebiyatında arkeolojik miras üzerine yazdım. Bir otelin taşına, kapısına, ustasına bakarken hâlâ bu gözle bakarım.

05

Her otel kendi diliyle konuşur

Kaktüshan, Konak Cave, Fragman Cave, Selçuklu Evi, Tekkaya... beşi de birbirinden farklı bir sesle yazıldı, çünkü hiçbiri birbirine benzemiyor. Şablon bir anlatı yazmam; sizin otelinizin gerçekten söylediği şeyi bulurum.

Sonuç
"Her otelin, anlatılmayı bekleyen bir hikâyesi var. Benim işim, onu duymak."